Σάββατο, 28 Σεπτεμβρίου 2013

TOMA Kıbrıslılar İçin Bir Ders




Nikos Moudouros

26 EYLÜL 2013

TOMA’ların Kıbrıs Türk toplumu için gelmesi konusunda yaşanan gelişmeler son derece önemli ve karışık.

Kuşkusuz bu olayın öneminin karışık nedeni ile ilgili çok şeyler yazıldı, söylendi. O yüzden bu yazıda zaten kamuoyunun gündemine gelenleri tekrarlamak istemiyorum.

Ama TOMA konusunun sembolizmi içerisinden, gerek Kıbrıslı Türkler gerekse de Kıbrıslı Rumlar için aynı zamanda öğretici de olan olayın bir başka ideolojik hipotezinin mutlaka altının çizilmesi gerekiyor.

Kıbrıslı Türklerin TOMA’ların varlığına karşı toplumsal ve siyasi direnişlerinin etkililiği, toplumun varoluşu ile ilgili temel sorunları çözmeyebilir, ama Ankara ile ilişkilerinde, yeni bir dönüm noktası oluşturur.

Aslında bu konu, özellikle 2013 yazından beri, Türkiye’de TOMA’ların beraberinde taşıdıkları ideolojik yükten ortaya çıkıyor.

TOMA’ların GEZİ olaylarında kullanımının daha derin bir analizi yapılırsa, kamuoyundaki egemen görüşün savunulması için  kullanılan, görünmeyen ve görünen şiddeti kanıtlamaktadır.

Hareketlerin kaba kuvvet kullanılarak bastırılması ve TOMA’ların rolü, AKP hükümetinin Türkiye’deki alternatif muhalefet tarafından egemenliğine karşı kuşku duyulması karşısındaki sınırları  göstermiştir.

Bu anlamda, TOMAlar, bugün Türkiye’de inşa edilmekte olan “yeni” politika, ideoloji ve ekonomik yönetimin “yeni” emanetçilerine dönüşmüştür.

Aşamalı olarak yeni Taksim meydanının bayındırlığını yapan, yeni Türkiye’nin sözcülerinden birine dönüşmüşlerdir.

Sonuçta, Kıbrıslı Türklerin toplumsal ve siyasi direnişi gösteriyor ki, toplumun büyük bir bölümü bu yeni Türkiye’nin Kıbrıs’a “girmesine” ve “bazı şeyleri zorla kabul ettirmesine” karşıdır.

Kıbrıslı Türkler'in direnişi, toplumun büyük bir bölümünün, Türkiye’nin Kıbrıs tarihinin bütünündeki rolünü yeniden gözden geçirdiğini gösteriyor.

Yani, toplumun tarihi gelişiminde Türkiye’nin rolünün değişimini istiyor.

TOMA konusu gibi olaylar, küçük konular olabilir. Fakat Kıbrıs Türk toplumu içinde öneli bir dinamizm için aydınlatıcıdır ki, Kıbrıslı Rumların bunu küçümsememeleri gerekir.

Aksine, Kıbrıslı Rumlar, bu “küçük” olayları ortak bir Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türklerle ilişkilerinin demokratik olarak yenilenmesi fırsatı olarak algılamalıdırlar.


Δεν υπάρχουν σχόλια:

Δημοσίευση σχολίου